Amaney.net - Kültür/Sanat
  • Kültür/Sanat

    yazar Yayınlanma tarihi 14-01-2015 22:00
    1. Kategoriler:
    2. Yabancı Filmler
    Makale Önizleme

    Donanma avukatı Daniel Kaffee oldukça rahat kişiliği ve henüz hiçbir davaya çıkmamış olması ile tanınmıştır. Mahkeme salonuna çıkmaktansa taraflar arasında anlaşmaları tercih eden Kaffe müvekkillerine her zaman ceza indirimi için yapılan teklifi kabul ettirir. Ta ki bir gün Küba sınırındaki bir askeri birlikte erlerden biri öldürülüp iki er cinayete sebep vermekten önüne müvekkil olarak gelene kadar…

    Kaffee sorunu kendi tarzıyla halletmek ister ve erlere, suçlarını kabul edip az bir cezayla ordudan ayrılmalarını tavsiye der. Ancak askerler kesinlikle cinayeti kabul etmez ve verilen emri uyguladıklarını iddia ederler. İşin içine bir de suçlanan erlerden birinin teyzesi tarafından kiralan başka bir avukat, JoAnne Galloway girince işler daha da karışır. ...
    yazar Yayınlanma tarihi 11-01-2015 23:55
    1. Kategoriler:
    2. Yabancı Filmler
    Makale Önizleme

    Dr. Malcolm Sayer, insan ilişkileri çok zayıf olan ve hayatı boyunca labaratuvarlarda bilimsel araştırmalar yapan bir doktordur. Personel yetersizliği yaşayan bir hastane, başka başvuru olmadığı için Sayer'ı işe almak zorunda kalır. Dr. Sayer, tamamı çok uzun yıllardır bilincini kaybetmiş ve hareketsiz görünen hastaları tedavi etmek ister.

    Bir konferansta başka bir hastalık için geliştirilen L-Dopa adlı ilacın kendi hastalarına da derman olabileceğini düşünen Sayer, şansını denemek ister. İlacı Leonard Lowe üzerinde denemek için izin alan doktor, ilk başta başarılı olur ancak zamanla ilacın yan etkileri ortaya çıkmaya başlar.
    ...
    yazar Yayınlanma tarihi 10-01-2015 18:32
    1. Kategoriler:
    2. Yerli Filmler
    Makale Önizleme

    Suriçi semtinde yaşayan ve hayatını dolmuş şoförlüğü yaparak kazanan iyi kalpli ve çekingen Rıza, mahallesinin gözbebeği olan genç bir delikanlıdır. Fakat doğru bildiği her şeyi Ayperi ile tanışınca yeniden gözden geçirecektir! Zira Ayperi el attığı her şeyi güzelleştiren masal kahramanı tadında bir kızdır. Biri kahraman olmak isterken, diğeri kahramanının peşindedir...

    Leyla ile Mecnun'un senaristi olarak tanıdığımız Burak Aksak'ın senaryosuna ve yönetmenliğini üstlendiği filmin başrollerini yine televizyon ekranlarından aşinası olduğumuz Hande Doğandemir ve Fatih Artman paylaşıyor. Filmin kadrosunda ayrıca Filmde, Fatih Artman, Hande Doğandemir, Devrim Yakut, Tarık Ünlüoğlu Cengiz Bozkurt, Erdal Tosun, Berat Yenilmez, Sadi Celil Cengiz, Cihan Ercan, Burcu Biricik, Ercan Yazgan, Ani İpekkaya ve de konuk oyuncular olarak Gökçe Bahadır ve Gürkan Uygun isimleri yer alıyor. Filmin yapımcılığını ise BKM üstleniyor. ...
    yazar Yayınlanma tarihi 06-01-2015 23:20
    Makale Önizleme

    "Benim de Söyleyeceklerim Var!", Umut Sarıkaya'nın Penguen ve Uykusuz dergilerinde yazdığı yazıların genel başlığıdır.

    Yazılarında, olayların seyrinde başladığı bir anda tüm örgünün kırılarak yön değiştirmesi ile gerçek ile hayalin birbirine girdiği sıkça görülür. Gerçeklik duygusunu tüketmediği için de hikâyelerin ayağı okur tarafından kabullenilir miktarda her daim yere basar, beklenmedik bir anda beklenmedik laflar eden kahramanların tümü tanıdıktır ve çevremizdedir.

    Umut Sarıkaya dil konusunda da oldukça akıcı ve ilgi çekici olan üslubunu, zaman zaman hikâyelerindeki atmosfere göre yönlendirerek bazen bir Rus edebiyatı dili, bazen bir Amerikan underground edebiyat dili yaratır. ...
    yazar Yayınlanma tarihi 06-01-2015 00:31
    Makale Önizleme

    "... yaşadığım sokak, sokak lambaları, şu an içinde bulunduğum ev, salondaki mobilyalar, bir gün hepsi ortadan kaybolacak... tıpkı bedenim gibi. Ama bir şey var ki kâinatın ruhunda iz bırakacak: sevgim. Linda ayrıcalıklı bir yaşama sahip olduğunun bilincinde. Yine de her sabah yeni bir güne açtığı gözlerini hemen kapayası geliyor. Arkadaşları ilaç kullanmasını öneriyor. Oysa Linda'nın istediği hissizleşmek değil, yaşadığını hissetmek..."

    Çünkü yaşamak sevmektir. Paulo Coelho Aldatmak'ta diğer kitaplarından farklı olarak kışkırtıcı, tene dokunan ve tutku dolu bir hikâyeyle çıkıyor okurun karşısına. Her şeyin mümkünmüş gibi sunulduğu bir dünyada, imkânsız aşkın izini sürüyor. Ruhun kuytularında kaybolmaya çekinmeden... Ne de olsa bazen kim olduğumuzu bulmamız için kendimizi kaybetmemiz gerekir. ...
    yazar Yayınlanma tarihi 06-01-2015 00:30
    Makale Önizleme

    Sylvia Plath'ın 50 yıl önce yazdığı "Sırça Fanus", yoğun otobiyografik özellikler taşıyan ve çoğu zaman yalnızca isimlerin değiştirilmesiyle yetinilip, gerçek hayattaki hemen tüm gerçek karakterlerin ve olayların yansıtıldığı bir roman.

    1963 yılının Şubat ayı, tarihe yaşanan en soğuk kışlardan biri olarak kaydedilmişti. Su borularının dahi donduğu o kış, bugün yalnızca rekor soğukluğuyla değil, şiir sevdalılarının kalbine buzdan bir bıçak gibi saklanan bir intiharla da anılıyor.

    11 Şubat 1963, pazartesi sabahı Sylvia Plath, odalarında uyumakta olan henüz bebek yaşlarındaki iki çocuğunun başucuna bir tabak kurabiye ve süt bırakıp, odalarının kapısının altını içeri gaz sızmasını önlemek için sıkıca bantlayıp, bir de battaniyeyle destekledikten sonra birkaç uyku hapı yutup ardından kafasını fırına sokup gazı açar. Henüz 30 yaşındadır. Geride iki küçük çocuk, yeni bitirilmiş bir evlilik, henüz yayımlanalı bir ay olmuş bir roman, çok sayıda şiir ve yeni oluşmaya başlamış hayranlar bırakacaktır. ...
    yazar Yayınlanma tarihi 06-01-2015 00:28
    Makale Önizleme

    "Önce Eru vardı, Tek Olan, Arda’da Iluvatar diye isimlendirilen; ve ilk önce düşüncesinden doğurduğu Ainur’u, Kutsal Olanlar’ı yarattı ve onlar, hiçbir şey yaratılmadan önce onunlaydılar. Müziğin temalarını oluşturarak onlarla konuştu; ve onlar Eru’nun huzurunda şarkı söylediler ve o mutlu oldu. Uzun bir süre boyunca her biri sadece kendi başına ya da birkaçı bir arada şarkı söylerken diğerleri dinledi; çünkü her biri Iluvatar’ın düşüncelerinin sadece kendi doğdukları kısmını kavramıştı, zamanla birbirlerini anlayışları gelişti, ama yavaş yavaş. Yine de dinledikçe daha derinden anlamaya başladılar, birlik ve uyum çoğaldı.

    Sonra Eru “Size bildirdiğim temadan, birlikte uyum içinde bir Ulu Müzik yapmanızı istiyorum” dedi. Ainur'dan sesler yükseldi; harplar, udlar, borular, trompetler, viyolalar ve orglar. Sesler karıştı. Üç tane tema yapıldı. Üçünü de Melkor bozdu ahengi ve uyumu. Eru sinirlendi. Dedi ki: “İşte Müziğiniz” ve Ainur’un gözleri önünde bir Dünya oldu. Ainur’un Müziği ile şekillendi. Ama Melkor yine ahengi bozdu ve Dünya’nın şekillenmesinde onun da payı oldu. "

    ...

    Sayfa 1 - Toplam 2 12 SonSon