Amaney.net - Sylvia Plath - Sırça Fanus
  • Sırça Fanus | Sylvia Plath

    Sylvia Plath'ın 50 yıl önce yazdığı "Sırça Fanus", yoğun otobiyografik özellikler taşıyan ve çoğu zaman yalnızca isimlerin değiştirilmesiyle yetinilip, gerçek hayattaki hemen tüm gerçek karakterlerin ve olayların yansıtıldığı bir roman.

    1963 yılının Şubat ayı, tarihe yaşanan en soğuk kışlardan biri olarak kaydedilmişti. Su borularının dahi donduğu o kış, bugün yalnızca rekor soğukluğuyla değil, şiir sevdalılarının kalbine buzdan bir bıçak gibi saklanan bir intiharla da anılıyor.

    11 Şubat 1963, pazartesi sabahı Sylvia Plath, odalarında uyumakta olan henüz bebek yaşlarındaki iki çocuğunun başucuna bir tabak kurabiye ve süt bırakıp, odalarının kapısının altını içeri gaz sızmasını önlemek için sıkıca bantlayıp, bir de battaniyeyle destekledikten sonra birkaç uyku hapı yutup ardından kafasını fırına sokup gazı açar. Henüz 30 yaşındadır. Geride iki küçük çocuk, yeni bitirilmiş bir evlilik, henüz yayımlanalı bir ay olmuş bir roman, çok sayıda şiir ve yeni oluşmaya başlamış hayranlar bırakacaktır.
    Kara mizah özellikleri
    Öldüğünde basılalı henüz bir ay olmuş romanının adı "Sırça Fanus"tur. İçinde bulunduğumuz senede bir yandan Plath’ı ölümünün ellinci yılında anarken, "Sırça Fanus"un da 50. yaşını kutluyoruz. Ve bir sevindirici haber olarak Kırmızı Kedi Yayınevi’nin Plath’ın eserlerini yayımlamayı "Sırça Fanus"un ardından sürdüreceğini öğrendik. Yeni bir çeviriyle Plath'ın "Günceler"i, ardından şiirleri, "Johnny Panic" ve "Düşlerin Kutsal Kitabı" ile üç öykülük bir de çocuk kitabı gelecek.

    "Sırça Fanus", Plath’ın güncelerinde dahi çok fazla söz etmediği yıllarına dair ipuçları içeriyor. Yoğun otobiyografik özellikler taşıyan ve çoğu zaman yalnızca isimlerin değiştirilmesiyle yetinilip, gerçek hayattaki hemen tüm gerçek karakterlerin ve olayların yansıtıldığı bu roman; Plath’ın kolejdeki ilk yılları, New York’taki bir kadın dergisinde staj yaptığı bir yaz ve ardından içine düştüğü derin depresyon ve nihayetinde kapatıldığı ruh hastalıkları kliniğindeki deneyimlerine dair son derece sarsıcı bir öyküyü anlatıyor. Zaman zaman trajikomik, zaman zaman kalp paralayıcı olan ama keskin bir zekayı ve sıra dışı bir gözlem gücünü yansıtan bu roman, aynı zamanda diliyle de kara mizah özellikleri taşıyor.

    Plath’a özellikle de bir kadın okur olarak kayıtsız kalmak neredeyse imkansız. "Sırça Fanus"u okuyup, yaşamını merak etmemek de olanak dışı! 1933 yılının 27 Ekim’inde Boston’da doğan Plath’ın, belki de tüm yaşamını daha en baştan sakatlayan, tıpkı çizik bir plak gibi hayatı boyunca hem ölümden ve erkeklerden dehşetli korkup hem de ikisine de delice bir tutkuyla bağımlı kılan olay ise o henüz dokuz yaşındayken babasının beklenmedik ölümü oluyor. Bunun ardından Tanrı’yla konuşmaktan vazgeçtiğini söyleyen Plath, tuhaf bir şekilde öldüğü için babasına karşı da bir tür nefret duyuyor hayatı boyunca. Tıpkı seveceği tüm erkeklere aynı anda aşk ve nefret duyacağı gibi... Daha sonra en ünlü şiirlerinden biri haline gelecek olan "Daddy" şiirinde de ona şöyle sesleniyor: “Babişko, seni öldürmek zorundaydım/ Sen kendin öldün, ben zaman bulamadım.”

    Feminist edebiyatın ilklerinden
    İlk gençlik yıllarını annesi ve erkek kardeşiyle geçiren Plath, okul yılları boyunca hep iftihar listesine giren ve bu sayede birbiri ardına burslar kapan bir öğrenci oluyor. Erkeklerle ise psikolojik olarak zaman zaman karmaşık ve zorlayıcı da olsa ilişkiler kuruyor. Onun belki de asıl yaşam trajedisini ise dahilerle yarışan IQ’su, baş edemediği zekasının özellikle de genç bir kız olarak içinde yaşadığı zamanın değerlerinin hiç farkında olmadan onu boğmaya başlaması oluşturuyor. Henüz dokuz yaşında ilk şiirini yazmasını sağlayan hassas duyarlılığı ve gökyüzünde patlayan ani fişekleri anımsatan parlak zekası, ne yazık ki onun hep sıradan hayata ve insanlara karşı uyumsuz hissetmesine de neden oluyor.

    İşte "Sırça Fanus", onun tam da bu en hassas zamanlarına, erişkinliğe henüz adım atmış olsa da hâlâ ergenlik öfkesiyle de yanan bir genç kız olduğu dönemlere dair bir hikaye anlatıyor. Romanın birebir kendisini yansıtan genç kadın kahramanı Esther Greenwood, kazandığı bir yarışma sonrası New York’taki bir kadın dergisinde yaz boyunca staj yapmaya gelir. Buradaki hayat dönemin diğer genç kadınları için gerçek bir rüyadır. Dergide yarı zamanlı çalışmalarının karşılığında moda defilelerinden pahalı kıyafet ve makyaj malzemesi hediyelerine, lüks yemeklerden New York’un ışıltılı gece hayatına dek pek çok imkan sunulmaktadır onlara. Esther ise kendini hep bir tür dış gözlemci pozisyonunda bulur. Erkeklerle yaşadığı önemsiz ancak iz bırakan başarısız denemeler de onun bu ruh halini olumsuz yönde etkiler. Birkaç yıl önce ümitsizce âşık olduğu bir genç olan Buddy ile beklenmedik bir şekilde yakınlaşmışlar ve artık herkes onların evlenmesini bekler olmuştur. Geleceğin parlak doktoru Buddy verem olup bir sanatoryuma yatmak zorunda kalsa da her geçen gün iyileşmekle kalmayıp, ona evlenme teklifinde de bulunmuştur. Ama Esther farklıdır işte! O diğer genç kızlar gibi hayatta bir erkeğin eşi olup ev içine tıkılmak ya da bir kadın için yegane iş olarak görülen bir stenograf olmak yerine, ne olduğunu bilemese de, farklı şeyler ummaktadır hayattan. New York’tan eve dönüş ise onun için büyük bir yıkımın başlangıcı olacaktır. Tek kurtuluş ümidi olan yazarlık kursundan red cevabı almıştır. O da giderek büyük bir depresyonun içinde kaybolmaya başlar. Yarına karşı duyduğu ümitsizlik defalarca intihara teşebbüs etmesine yol açar. Ve son teşebbüsünün ardından önce bir akıl hastanesine, daha sonra da özel bir kliniğe yatırılır. Orada kendisiyle ilgilenen bir kadın doktor sayesinde yeniden dengesini bulmaya başlayacaktır.

    "Sırça Fanus", görüldüğü gibi dönemin şartları nedeniyle sahip olduğu tüm yeteneğe rağmen ve aslında o yetenekleri nedeniyle toplumun beklentilerine karşı geliştirdiği uyumsuzluklar sonucu akıl sağlığını yitiren bir genç kadının sarsıcı hikayesini anlatıyor. Bu yönüyle de feminist edebiyatın ilk örneklerinden biri sayılıyor.
    Sylvia Plath’ın, şiir sevdalılarının dillerinden düşmeyen pek çok ünlü şiiri de var. Ancak içlerinden belki de en ünlüsü "Deli Kızın Aşk Şarkısı" adını taşıyor. Şiirin ilk dizelerinde şöyle diyor şair: “Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi / Açarım gözkapaklarımı ve doğar her şey yeniden / (Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)”
    İşte neredeyse göz açıp kapayıncaya kadar geçen kısa bir ömre sığdırılan ve iyi ki ‘kafasından uydurmuş’ dedirten onlarca şiir, roman, hikaye ve günce sayesinde; o ‘deli’ kızın şarkısı bugün de hâlâ çalınmayı sürdürüyor.Deli Kızın Aşk Şarkısı

    Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi;
    Açarım gözkapaklarımı ve doğar herşey yeniden.
    (Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)

    Yıldızlar vals yaparlar, kırmızı ve mavi,
    Ve keyfi bir siyahlık dörtnal peşinden:
    Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi.

    Düşledim büyüyle beni yatağa çektiğini
    Ve çılgınca öptüğünü, delice şarkı söylediğini.
    (Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)

    Devrilir gökten Tanrı, solar cehennem ateşleri:
    Melek ve Şeytan’ın adamları çeker giderken:
    Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi.

    Hayal ettim söylediğin yoldan döneceğini,
    Fakat yaşlandım, artık unuttum ismini.
    (Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)

    Bir fırtına kuşunu sevmeliydim seveceğime seni;
    Hiç değilse baharda göğü şenlendirir gelirdi.
    Bütün dünya ölüme düşer kapattığımda gözlerimi.
    (Sanıyorum kafamdan uydurdum seni.)

    Sylvia Plath (1932-1963, ABD)
    Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

    Bu makale ilk olarak forumdaki şu konuda yayımlandı: Sylvia Plath - Sırça Fanus yazan: Sweet Dream
    Orijinal mesajı görüntüle
    Yorum 1 Yorum
    1. voyvoda Üyenin Avatarı
      voyvoda -
      Ben şimdi hazır konusu da varken burada yazar hakkında biseyler demek istiyorum. Şimdi bu yazdığı kitap, sırça fanus, otobiyografik bir kitap olarak görülüyor. Bu hanım ablamız artık ciddiyete de gerek yok biz bizeyiz işte bu hanım ablamız esther kitabın başında gayet işine odaklı eskiden gelen alışkanlıkla sıkı çalışan bir kadın. Sonradan ise zaman geçtikçe intihar fikrine obsesif bir şekilde takılan biri olarak devam ediyor ve etrafında gelişen herşeyi göz ardı etmeye başlıyor. Kitabı okuyanlar sürecin aşamalı olarak bi anda gelişmeyen bir süreç olduğunu fark ederler. Başlarda iç sıkıntısı daralma herkeste olan küçük depresyonlar kendini atıyorum şu bıçağı kendime soksam mı lara bırakıyor.

      Şimdi sylvia plath ın hayat hikayesini okuyan da bilir zaten esther le paralel giden bir hikaye onunki. O da başarılı, o da sıkı çalışan bir tip. Peki ne oluyor da bu kadın ölmek istiyor. Ya ablacım senin canın mı sıkkın niye böyle oldun diye soran yok tabi. Varsa yoksa hepsi geçecek. Geçmedi. Niye nasıl geçsin. Sen bu zekada bu düzeyde kadını al evlen 2 çocuğu başına at , evde bütün gün sana yemek yapsın çocuklara baksın bilmem ne.. Ben de olsam ben de fıttırırım. Intiharin nedeni yok bilmem uzun boylu da soyle de boyle de erkeklerden hal ettigi ilgiyi gormuyor da bunaliyor da. Yavv gec bu numaralari ya, yuzyilin dehalarindan bu kadin ya sen buna missisipinin guncu teyzesi hayatina atarsan ebesini s.kersin afedersin. Arkadaslar bakin deha olarak yasamak sanildigi kadar kolay degil. Ben kendimden bilmiyorum benim durumum belli bana bi yemek ver yatak ver mal gibo dolasirim. Ama bu insanlarin uretmesi ve surece katki yapmasi lazim. Surekli devinim icerisinde olmasi lazim. Senin benim gibi adamin yaninda zaten mutlu olmaz. Olamaz. Esther new york' a calismaya gittiginde calisma arkadaslarinin icten ice aptal oldugunu, onun seviyesinde olmadigini biliyor muydu biliyordu. Buddy ye baslarda asik oldu da sonra avanak bu cocuk ikiyuzlu de diyip sogumadi mi. Ya su kitapta estherin kendine yakin hissettigi saygi duydugu bir tane insan var mi yok. Ne bicim dunya bu mina koyim diyip depresyona girdi kiz. Hakli.
      Sen gecliginin baharinda en uretken oldugun cagdasin. Beyninde her an kivilcimlar atiyor her an uretme ve gelisme arzusuyla yanip tutusuyosun. Sen gel evlen cocuk yap bilmem ne sonra gelsin senin kocan da bizim hanim da cok guzel sarma aciyor meh meh desin. Lan sen ben katlanamayiz lan. Bu kadin dahi. Yani hadi bunu reddettin en kotu ustun zekali. Sen orta seviye sudokuyu cozdun diye geriniyorsun bu kadin seni alir 10 a katlar.rica ederim.
      Sonic olarak sunu demek istiyorum gumburtuye gitti kadin yazik. Ben oyle dusunuyorum. Yanlis da dusunuyor olabilirim. Takmiyorum. Bayanlar kendinize dikkat edin diyerek de bitiriyorum. Egitim onemli haci. Kendinizi gelistirmeye bakin. Sizi sizden baska kimse kurtaramaz.

      Not: nerelerden nerelere geldim bakin.bikac bisey daha yazacaktim uzun yazacaktim ama parmaklarim uyustu.imlayi da takmadim artik ne yapayim.gorusuruz
       
  • Son Konular (Kitap)

    sekacan69

    Şehitlerimiz üzerinden alçakça oyun

    Konuyu Başlatan: sekacan69

    Şehitlerimiz üzerinden alçakça oyun


    Şehitlerimiz üzerinden alçakça oyun
    26 Ekim günü Tunceli-Nazımiye Sarı Yayla mevkiinde

    Son Mesaj: sekacan69 10-11-2018, 12:35 Son mesaja git
    sekacan69

    Muzip Yaman Kitabı - Deniz UNAY

    Konuyu Başlatan: sekacan69

    Merhabalar, bugün bir eğitmen olarak şiddetle tavsiye ettiğim günümüzün önemli sorunlarından birine el atan bir çocuk kitabı önerisinde bulunacağım.

    Son Mesaj: sekacan69 17-10-2018, 11:29 Son mesaja git
    sekacan69

    Deniz UNAY Kimdir?

    Konuyu Başlatan: sekacan69

    Çocuklarımızın zihinsel ve fiziksel gelişimine engel olan Sosyal medya ve Akıllıcihazların olumsuzluklarını canla başla anlatan Deniz Unay Kimdir?

    Son Mesaj: sekacan69 17-10-2018, 11:29 Son mesaja git